12 Haziran 2017 Pazartesi

Bu karanlık geceme beyaz bir örtü oldun, belkide sonunda esaret var belkide üşüteceksin bizi. Ama ben senin herşeyi öylece örteni, kirlenmiş Dünyayı bir kaç saatliğine de olsa bembeyaz apak göstermeni sevdim. Ne güzel de yağıyorsun gecenin karanlığı demeden pencereden saatlerce izledim seni... Yağışın bile endamlı nazlı bir kız gibisin, belki de çocuk ruhlusun oynaya oynaya düşüyorsun yeryüzüne. O kadar narin o kadar kibarsın ki insanın tenine değsen ne düşüşün belli ne de duruşun tek hissettiğim şey o hafif tatlı soğukluk. Bir bebek eli olsa bu kadar yumuşak olabilir...

3 Aralık 2016 Cumartesi

Mitozdu mayozdu, elementiydi, kimsayal bağıydı konumuz
Derslerini sevdiler çünkü adın sevgiydi,
Dersi konular mı sevdirir yoksa öğretmen mi diye sorarsan,
Bana öğretmen derim öğretmenim

Adın gibi sevgi dolu bakıyorsun Dünyaya,
Öğrencilerine zaman ışık saçan,
Zaman zaman Yol gösteren,
Zaman zaman lider,

Ah bu öğrenciler yeri geldi peşinden koşup şiir yazdılar,
Yeri geldi arayıp sormadılar,
Yeri geldi sitem ettin sosyal ağdan,
Bunu gören öğrenciler koşa koşa geldiler yanına,
Çünkü mevzu bahis sen olunca sevgi öğretmenim,
Akan sular dururdu onların gözünde.

Adın gibi sevgi dolu,
Umut dolu bak hep Dünya'ya Sevgi Öğretmenim,

A.Ç.


Bir öğrencin vardı,
Her pazartesi seni kapında elinde şiiriyle bekleyen,
İşte o anki mutluluğundu Öğretmenlik...

Mezun olan şu geçen yılki sekizinci sınıflar varya,
Sosyal ağda bir siteminle,
İlk boş vakitlerinde sana koşa koşa gelenler,
İşte o geldikleri andaki sevinçin varya işte oydu öğretmenlik...

Hani o sana "Öğretmeniiimmm... " diye başlayan cümleleri,
işte o masumane cümleleri ile sana bakan gözleri,
Seni en üstün insan gözüyle sana bakan minik minik yürekler,
Okuldaki ilk gününki gibi hazzı hissettirdikleri andır öğretmenlik...

Öğrencilerine ışık oldun,
Sevgi oldun, Önder oldun,
Kimi zaman anne oldun dertlerini dinledin,
Hep rol model oldun Sevgi öğretmenim.

Bak yarın 24 kasım öğretmenler günü,
Sevgili civciklerin çiçeklerle,
Hediyelerle gelecekler sana Sevgi öğretmenim,
Zaman zaman hüzünleneceksin zaman zaman da bulutların üzerine çıkacaksın o an.

Kimisi fedakarlıklar mesleği der,
Kimisi peygamberler mesleği der,
Kimisi karşılıksız her şeyi vermektir der,
Kim ne derse desin Sevgi öğretmenim sen sen olduğun için seviliyorsun...

A.Ç.

6 Kasım 2016 Pazar

Aşık olan kişiler deli olagan olur, 
Aşk nedir bilmeyenler âna gülegan olur, 
Sakın gülme sen âne , deli değildir sane, 
Kişi neye gülerse başa gelegân olur, 
Aşık Yunus sen dahi, incitme aşıkları, 
Aşıkların duası kabul olagan olur…

24 Ekim 2016 Pazartesi

VesseLAm'dan rasgele bir sayfa seçtim kendime

Çok eski değil yakın bir zaman önce rasgele bir sayfa açardık o günün okunası sayfası olurdu bu sayfa. Bazen konusu güzel içine işleyen tarzda hani bazende sevmediğin bir konu ama hepsini de paylaşabileceğin biriyle yapınca güzel. Paylaşmak gerek acıyı da kederi de hepsi o zaman kolay o zaman katlanılası.

Bugünde aldım kitabımı okudum sayfamı ama kendimle kendi içimle, bazen insan içine dönmeli belki de. 

İşte bugün de bahtıma düşen sayfa(yine tuttum aklımdan bir sayfa 118 di bu sefer);

"Saklı AŞK...
...Kalemi elime alınca güzel şeyler yazayım artık.
Hani mavi bir kelebeğin kanadına saklanan AŞK gibi...
Kısacık bir ömür ama birlikte..."


İçimi cız ettiren, kalbime hançer gibi saplanan bir sayfa idi bugünkü sayfam. Belki de gün geçsin diye yine bekleyeceğim 00.00'mı. o da kendi avuntum ya 00.00 olunca ne oluyorsa sanki gerçekten gün-ü devir olacak hayat yine aynı hayat kanat yine kırııııkkk bendimi yine kaybetmiş ben ben ben...

Hayat ne garip...

25 Mart 2016 Cuma

TELEFONUM ÇALINDI NE YAPMALIYIM

İnsanların olmazsa olmazlarından olan cep telefonunun kaybolması kişinin hayatında büyük sorunlara yol açabiliyor. Onun için mobil kullanıcılar tüm arkadaşlarının kayıtlı olduğu, tüm özel mesajlaşmalarının bulunduğu ve çok özel fotoğraflarını depoladığı bu cihazlara gözü gibi bakıyorlar. Ancak yine de bu durumla karşılaşmamak imkansız değil ve bir gün telefonunuzu kaybedebilir veya çaldırabilirsiniz. Peki bu durumda ne yapmalısınız?
Son zamanlarda cep telefonu kaybetme karşısında ne yapmanız gerektiğine dair birçok haber ile karşılaşmışsınızdır.  Ancak bu haberlerin yanlış ya da eksik olmasından dolayı BTK, konuya ilişkin resmi açıklamalarda bulundu.


Eğer cep telefonunuz kaybolursa aşağıdaki işlemleri uygulayın:
– İlk olarak SIM kartımızın kullanılmasını engellemek için GSM operatörümüzü arayarak hattımızı kapattırıyoruz.
– Hemen akabinde 7/24 hizmet veren Bilgi ve İhbar Merkezi’ni (0312 294 94 94) arıyor ve 15 haneli IMEI numaramızı (kutusunda yazar yahut *#06# tuşlarına basarak öğrenebiliriz), kimlik bilgilerimizi ve telefonumuzu en son kullandığımız zamanı bildiriyoruz.
– Bunun ertesinde Bilgi ve İhbar Merkezi, verdiğimiz bilgilerin abonesi olduğumuz operatörden (yani Turkcell, Vodafone ve Avea) doğrulatıyor ve doğrulatma sağlandığında ilk olarak telefona ‘cihazı en yakın kolluk kuvvetine teslim edin’ şeklinde bir SMS gönderilip akabinde telefonumuz iletişime kapatılıyor. Böylece kayıp veya çalıntı olması nedeniyle iletişime kapatılan telefona başka bir SİM kart takılarak kullanılmasının önüne geçiliyor.
Eğer telefonumuzun kayıp sebebi hırsızlık, gasp veya kapkaç gibi durumlar ise bize en yakın savcılığa veya ilçe emniyet müdürlüğüne başvurup şikâyetçi oluyoruz. Bu arada dilersek doğrudan savcılıkta da cihazı kapattırabileceğimizi unutmayalım.
Telefonumuz kaybolduğu vakit haliyle cihaz üzerinden IMEI öğrenebilmemiz imkânsız. Muhtemelen dışarıda olduğumuz için kutusuna da bakamayız. Haliyle IMEI numarasını bir yere not edip cüzdanımızda taşımamız oldukça önemli.
Ola ki telefonumuz bulunur ve iade edilirse bu defa da yapmamız gereken hangi yolla kapattırdıysak (bilgi ve ihbar merkezi veya savcılık üzerinden) yine aynı yolla tekrar açtırmak. Yani telefon ile ihbarda bulunduysak yine Bilgi İhbar Merkezinin aranmamız yahut savcılık talimatı ile ihbarda bulunduysak cihaz bulununca yine savcılığa başvurmamız gerekiyor.
Kaynak: Yeni Şafak

15 Şubat 2016 Pazartesi

Eyvallah!

Zaman zaman kullandığım bir kelime, hoşuma gidiyor, derinliği olan bir kelime.

Bugün bir arkadaş dedi ki; ‘neden eyvallahdiyorsun, bunu genelde erkekler söyler, kadına yakışmıyor, özenti gibi duruyor’!

Yanıtım yine 'eyvallah' oldu:), arkadaş ters ters baktı bana, ben de güldüm geçtim.

Sonrasında kafama takıldı, benim eyvallah söylemim bir alışkanlık mı yoksa bilinçli bir kullanış mı? Aslında her ikisi de ama kesinlikle bir özentilik değil. Özenti olabilecek zamanları çoktan geçtim.  

Üniversite döneminden kalma bir alışkanlık, ‘eyvallah hocam’ derdik, genelde teşekkür etmek ya da onaylamak anlamında kullanırdım.

İleriki yaşlarda her hangi bir konuda ya da olumlu bir davranışta karşımdakine minnet hislerimi vurgulamak için, duygumun daha yoğun olarak karşımdakine geçeceğini düşündüğümden kullanır oldum.

Ama her zaman minnet hissi de olmayabilir, kimi zaman hiçlik duygusu aktarımı için de kullanılabiliyor. Yani sen ne söylersen söyle boş gibilerden.

Hoşçakal yerine kullananlar da var ama ben bu durumda eyvallah yerine hoşçakal demeyi tercih ediyorum.

Eyvallah kelimesi içinde tevazu da barındırıyor. Alçak gönüllülük var içinde, ağırbaşlılık da var,sukunet var.

Arapça kökenli bir kelime olduğunu biliyorum,  ey (iy) Arapçada evet, tabii anlamındaymış. “v” yemin edatı imiş. Herhalde “Allah” ile birleşince “Allah’tan gelen doğrudur, tamamdır” gibi. “Senden gelen her şey başım gözüm üstüne, doğrudur, inanırım” gibi.

“Eyvallah” genelde racon kelimesi gibi görünse de samimi buluyorum, ama kimi insanlarda da sırıtıyor.

Vara yoğa, olur olmaza eyvallah diyenlerden de olmak istemem. Ama ben yerinde kullandığımı düşünüyorum. En azından içten olmam gerektiğini hissettiğim durumlarda kullanıyorum.

Kadın veya erkek fark etmez, kim kullanırsa kullansın, bence güzel bir kelam

“Bazen kabulleniş, bazen boş veriş, bazen yol veriş. Fakat sonunda hep bir rahata eriş”…

“Eyvallah”… :)

12 Şubat 2016 Cuma

Einstein’dan 100, Interstellar’dan bir yıl sonra kanıtlandı: Kütleçekim dalgaları gerçek

Bilim dünyasının merakla beklediği açıklama yapıldı: Einstein’ın 100 yıl önce ortaya attığı, uzayı ve zamanı büken yerçekimsel dalgaların varlığı kanıtlandı. Son 50 yılın en büyük keşiflerinden biri olarak nitelenen bu olay, bir bilim insanının deyişiyle “kainata yeni bir pencere açıyor.”
ABD’deki California Teknoloji Enstitüsü, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve LIGO Bilimsel İşbirliği Kurumu’na bağlı bilim insanları, bugün Massachusetts eyaletindeki Washington kentinde bir basın toplantısı düzenledi.
İşte 6 soruda insanoğlunun uzaya bakışını değiştirecek bu büyük keşif:
1) Albert Einstein’ın teorisi neydi? Neden önemli?